Frankfurt-Strasbourg: “Turan Dursun Gönüllüleri Çalışma Grubu”(TDG Çalışma Grubu) tarafından üç yıl önce başlatılan ve her yıl geleneksel olarak yapılan panellerin 3.sü bu yıl 21 şubat 2010 tarihinde Frankfurt’ta gerçekleşti.
2008 yılında Sturtgart’ta birincisi yapılan panelin ikincisi 2009 yılında Strasbourg’da yapılmış ADHK’ya bağlı Enternasyonal Kültür Merkezi’de bu panele destek vermişti. Bu yılki panelin organizasyonunu ise TDG Çalışma Grubu ile Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu birlikte yaptı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu(ATİK), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu(AvEG-Kon) ve Frankfurt Halkevi’nin desteklediği panele konuşmacı olarak Aydın Çubukçu, Erdoğan Aydın, Emrah Cilasun ve AvEG-Kon temsilcisi Sinan Özgür katılırken, moderatörlüğü ise ADHK temsilcisi yaptı.
Açılış konuşmasını yapan moderatörün Turan Dursun somutunda öne çıkan aydınlanma süreci, Marks’tan günümüze din olgusuna doğru yaklaşım ve Turan Dursun’un din eleştirisini kısaca açıklayan belirlemelerinin ardından sözü sırasıyla panelistlere verdi.
İlk söz alan Aydın Çubukçu; yapılan panelin önemini ifade eden kutlama mesajından sonra “Din eleştirisinde Turan Dursun Türkiye’de ilktir......bu alanda ciddi ve cesurca bir adım atmaya, hayatını ortaya koyma cesaretinde bulunmuştur” diyerek konuşmasına devam etti. “...Dinin kitleler üzerindeki etkisinden kaynaklı olarak sorunun çözümü için uzun tarihsel sürece ihtiyaç olduğunu, bunun için de aslolan dünyayı değiştirip dönüştürmek gerekiyor” diyen Çubukçu, manevi bağlılığın devrimci saflardada kuvvetlice yaşandığına örnekler vererek mücadele sürecinde bu gibi manevi araçlara ihtiyaç olduğundan sahiplenildiğini vurguladı.
İkinci panelist olarak söz alan ve Turan Dursun’u cesaretin ve özverinin öznesi olarak değerlendiren Erdoğan Aydın ise, sosyalist gelenekten gelmiş olmamasına rağmen gösterdiği bu cesaret karşısında teşekkür borcumuzun olduğunu hatırlatarak, Turan Dursun’un “gerici dalgayı kırmaya yönelik gösterdiği çabasından ötürü, onun katledildiği yerde duran fotograf karesinin diğer tüm katledilen aydınlarımızla aynı kareyi paylaştığını” belirtti. “Yarını kurabilmek için, eşit ve özgür bir birey ve dünya mücadelesi için, önce insan, birey, yurttaş olma bilincine varmakla mümkündür” diyen Aydın; kader, kul, biat kültürünün kitleler üzerindeki gücünün kırılmasının önemini vurgulayarak “...şu durumda Türkiye’de de yaşanan ayrışmalar içinde Turan Dursun’un güncelleştirilmesi ihtiyaçtır” dedi.
“Din nedir? İnsanlığın ona ihtiyacı var mıdır?” başlığı altında hazırladığı metni dinleyicilere sunan 3.panelist Emrah Cilasun, Marx’tan yaptığı alıntılarla “din nedir?” sorusuna cevap verdiği konuşmasına devamla, günümüzle bağlantı içinde emperyalist-kapitalist sistemi ele alarak, tüm bunların “geleneksel mülkiyet ilişkileri üzerinde yükselen geleneksel düşünce yapısının tezahürleri” olduğuna işaret etti. Devrimci-komünist harekettede dinin etkisinin olduğunu belirten Cilasun, “kızıl bayraklar altında, artık komünist devrimin değil, kimlik politikalarının, etnik özelliklerin ve burjuva demokrasilerinin” propagandalarının yapıldığını ve dinin mehzeplerinden birine taraf olunduğunu vurguladı. Türkiye’de de din’in Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren egemenler tarafından ihtiyaca göre dönem dönem öne çıkartıldığını-geri plana itildiğini fakat sömürü sistemi için önemliişlevini görmeye devam ettiğini söyleyen Cilasun, Mustafa Kemal’in demeçlerini buna örnek vererek konuşmasını sürdürdü. Antant devletlerine anti-komünistliğini ispatlamak için çabalayan Ankara hükümetinin M.Suphi ve yoldaşlarını katlederek Londra konferansına katılma hakkını elde ettiğini belirterek, Philadelphia-Public Ledger muhabiri Clarence K. Streit’in sorduğu soruya M.Kemal’in “Diğer taraftan biz dinimize de bağlıyız.
Milli ve dini ruha aykırı olan komünizmin bizde nasıl bir tatbikat sahası bulabileceğini de anlamam. Böyle bir ihtimal ancak Türk Milletine karşı girişilen bir suikastın gerçekleşmesi halinde husule gelebilir.” dediğini aktaran Cilasun, konuşmasını Perinçek’le Turan Dursun arasındaki tartışmalara getirdi. Doğu Perinçek’in 2006 yılında “Hz. Muhammed'de, Mao' da putları yıktı″ başlıklı Aydınlık’a verdiği mülakatta ″Turan Dursun ile her konuda aynı değildik. Bazı konularda görüş farklılıklarımız vardı. O İslamiyet'e tarihsel bakmıyordu. Yani Turan Dursun diyordu ki, ‘İslamiyet'in bu hükümleri bugün uygulanamaz.’ Bugün açısından bir yere oturtup, tarihsel olarak da İslam'ın oynadığı rolü reddediyordu. Bizim görüşümüz ise o zaman -ki Turan Dursun ile ben bunu çok tartışmışımdır- İslamiyet'in tarihte devrimci ve ilerici bir rol oynadığıydı.″ Konuşmasının devamında ise İslamiyete devrimci ve ilerici bir rol biçen Birikim, Taraf gibi gazete ve dergi çevrelerini eleştirerek sunumunu sonlandırdı.
Son panelist Sinan Özgür ise panelin önemine vurgu yaptıktan sonra “sosyalist hareket Turan Dursun’u sahiplenmede eksik ve geç kalmıştır” diyerek, Türkiyede aydın simaların sürekli damgalandığını ve katledildiğini belirterek “eğer Turan Dursun bugün aramızda yoksa sol-sosyalist hareket kendini ciddi sorgulamalıdır” diyen Özgür, Turan Dursun’un katledilen diğer aydınlardan farklı bir özelliğinin ise işlediği konunun öneminden geldiğini, bundan dolayıda siyasi cinayetlerde yitirilen bir çok aydın zaman zaman gündeme getirilirken, Turan Dursun asla ağıza alınmadığını vurguladı.
Panelin ikinci bölümünde ise konuklara soru ve söz hakkı verildi. Yapılan konuşmalar ve sorulan sorulara verilen cevaplarla birlikte canlı geçen tartışmaların ardından panel sona erdi.