DEMOKRATİK HAKLAR FEDERASYONU KURULDU! Yeni demokrasi mücadelesi Eylül 2008′de yeni bir mücadele mevzisine kavuştu.
Yeni Demokrasi Mücadelesi Yeni Bir Mücadele Mevzisine Kavuştu!
Yeni demokrasi güçlerinin 2007 yazında, daha yoğun ve olgun bir zeminde başlayan, demokratik haklar için mücadeleyi merkezileştirme ve büyütme tartışmaları Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) kurulmasıyla ileri bir aşamaya taşındı. Ülkenin değişik yerlerinde faaliyet yürüten Demokratik Haklar Dernekleri son bir yıldır, Demokratik Haklar Federasyonu’nu (DHF) kurma çalışmalarına girişmiş ve uzunca bir iç çalışma döneminin ardından Demokratik Haklar Federasyonu’nu kurmayı başarmışlardır. Bu kapsamda ülkenin değişik bölge ve illerinde çeşitli toplantılar düzenlenmiş ve DHF bizzat bu tartışmalar içerisinde inşa edilmiştir. Bu süreç daha ziyade, aralarında merkezi bir koordinasyonun bulunmadığı dernekleri ve bu derneklere üye kişileri kapsadığı için, son bir yıllık değerlendirmeler ve akabinde gelişen pratik süreç, geniş kesimlerin bilgisi dâhilinde olmadı. Bu durum Federasyonumuzun tespit ettiği en ciddi eksiktir. Fakat geçen bir yıllık dönemi ve esasta kurumları merkezileştirmeye kilitlenmiş pratik yönelimi göz önüne aldığımızda, federasyonumuzu örgütleme sürecinin başka türlü olamayacağı ortaya çıkmaktadır. Federasyonumuz yakın zamanda aktif hale gelecek olan resmi internet sitesinde son bir yıllık döneme ait bütün belgeleri geniş kesimlerle paylaşacak.
DHF olası eksiklerini üyelerinin, ilerici-demokrat-devrimci çevre ve kişilerin, öneri- eleştiri ve katkılarıyla aşacağına inanmaktadır. DHF, kamuoyuna sunacağı belgeleri yoldaşlarımızın ve dostlarımızın katkılarıyla yeniden ve daha üst boyutta şekillendirecek. Federasyonumuz olumlu – olumsuz demeden bütün görüşleri almaya gayret etmektedir. Federasyonumuzun Ekim ayı içerisinde başlatacağı “tanıtım ve örgütlenme kampanyası” bu çerçevede yapılmış bir çağrı olarak algılanmalıdır. DHF kendisini kitleler içerisinde inşa etme kararlılığındadır. Onun için DHF kuruluş sürecini tamamlanmış saymamaktadır. Federasyonumuzun fiili “kuruluş süreci” devam etmekte olup her türlü katkıya açıktır. DHF’nin kuruluşunun gerçek manada böyle gerçekleşeceğine inanıyor ve demokratik haklar için mücadeleyi yükseltme çağrımızı yineliyoruz. DHF, halkın demokratik hakları için mücadelede her bir bireyin kendi gerçekliği içerisinde toplumsal gelişime önemli katkılar sunacağını düşünmektedir. DHF bu inançla çeşitli ulus, milliyet ve inançlara mensup işçi ve emekçileri, gençleri, kadınları, toplumun farklı kesimlerini ve yeni demokrasi mücadelesinden çeşitli vesilelerle ayrı kalmış ama devrimci duruşundan taviz vermemiş bütün ilerici- demokrat- devrimci kişileri çatısı altında örgütlenmeye ve demokratik haklar mücadelesini büyütmeye davet eder.
DHF’nin dayandığı tarihsel miras
Demokratik Haklar Federasyonu, toplumların sınıflara bölünüşünden günümüze kadar uzanan süreci ezen ve ezilen sınıflar arasında yaşanan mücadelelerin tarihi olduğunu savunur. DHF bu sınıflar arasında yaşanan çatışmaların insanlığın gelişim sürecine katkı sunduğunu ve insanlığın ulaştığı seviyenin bu temeller üzerinde yükseldiğini kabul eder. Bu kavrayışın gereği olarak DHF, insanlığın binlerce yıllık deneyim ve tecrübelerini programının özü olarak kabul eder. DHF’nin programına rengini veren öz, sınıflar mücadelesinin binlerce yıllık deneyimlerinden süzülüp gelen tarih bilincinin, günümüze uyarlanmış hali ve insanlığın engin mücadele tarihinden öğrenme çabasının yansımasıdır. DHF sadece ülkemiz halklarının değil tüm insanlığın ileri hak ve taleplerini miras kabul eder ve geleceğe bu zemin üzerinden yürür.
Demokratik Haklar Federasyonu, ezilen sömürülen dünya halklarının demokratik haklar mücadelesini sahiplenir, kendisini bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak görür. DHF, demokratik haklar mücadelesinin dünya çapında etkin hale gelebilmesi için her coğrafyanın kendi demokrasi mücadelesini geliştirmesi gerektiğine inanır. DHF’nin dünya halklarının özgürleşme sürecine yapacağı katkı bu bağ içerisinde gelişir. Toplumların mücadele tarihinden süzülüp gelen bu ders DHF’nin temel ilkeleri arasında yer alır. DHF, kendi coğrafyasında var olan demokrasi mücadelesine önderlik etme sorumluluğuyla hareket ederek, bu mücadeleyi enternasyonal bir ruhla ileri taşımayı hedeflemektedir. Daha yaşanılabilir bir dünya ve ülke, ancak bu bütünlük içerisinde uzun vadeye yayılmış, planlı, programlı ve disiplinli bir çalışmayla yaratılabilir.
Ülkemiz, sosyo- ekonomik yapısı gereği onlarca yıldır çeşitli sorunlara ve bu sorunların yarattığı çatışmalara tanık oldu/ oluyor. Bu süreç beraberinde sorunlara karşı, halkın demokratik hakları ve özgürlükleri çerçevesinde hareket eden, örgütleri ve örgütlü mücadeleyi doğurdu. DHF, dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri, sınıflar mücadelesinin binlerce yıllık deneyimleri çerçevesinde ele almakta ve çözüm önerileni bu tarihsel miras üzerine bina etmektedir. DHF bu sorunlar içerisinde ortaya çıkan halkın demokratik haklar mücadelesinin cisimleşmiş şeklidir. DHF, ülkemizde sürdürülen demokratik haklar mücadelesinin deneyim ve tecrübelerini, dünya halklarının mücadelelerinin bir parçası olarak değerlendirmekte ve geçmişten günümüze uzanan demokratik haklar mücadelesini kendisine miras kabul etmektedir. Bu bağlamda DHF, demokrasi bilincinin gelişimine katkı sunan, demokratik haklar için mücadeleyi geliştiren bütün ilericilerin- demokratların- devrimcilerin ve komünistlerin çabalarını sahiplenir.
Demokratik haklar mücadelesi ülkemizde çeşitli dönemlerden ve toplumsal koşullardan geçerek bu günlere ulaştı. Osmanlı’dan günümüze uzanan bu mücadele pratiği uzun ve zorlu yollardan geçerek, bugünlere önemli teorik ve pratik dersler bıraktı. Demokrasi, insan hakları, sosyal devlet, sosyal adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar ülkemizde sıklıkla dillendirilmesine rağmen; pratikte karşımıza çıkan durum, sistem tarafından kavramların içinin boşaltılarak işçi ve emekçilerin demokratik hak ve özgürlüklerinin daha fazla baskı altında tutulmasıdır. Öyle ki ülkemiz ancak üç kısa dönemde (Osmanlı’dan sonra) demokrasinin kırıntılarını tadabilmiş fakat söz konusu dönemler dahi mevcut ekonomik ve sosyal yapı gerçekliği içerisinde eriyip gitmiştir. (Birinci dönem Kurtuluş Savaşı’nın hemen ertesinde, TKP’nin henüz serbest olduğu kısacık dönemdir. İkinci dönem, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda, TSEKP ve benzeri partilerin, sendikal örgütlenmenin serbest bırakıldığı kısacık dönemdir. Üçüncü dönem ise, 27 Mayıs “darbesinden” sonra gelen kısacık dönemdir.) Osmanlı’dan bu yana halkla iktidar organı arasında var olan çelişkiler iktidarın halkın demokratik hak ve taleplerini görmezden gelmesiyle karşılandı. Bu yöntemin sorunun çözümü için yeterli olmadığı durumlarda ise, halka karşı çeşitli zor yöntemlerine başvurularak, sorunları “ortadan” kaldırma yoluna gidildi.
Ülkemizin geçirdiği evreleri değerlendirmek DHF’nin yükseldiği zemini bilince çıkarmada yeterli olacaktır. Neredeyse her on yılda bir darbelerle, ekonomik ve sosyal krizlerle sarsılan ülkemiz; halkın en basit taleplerinin dahi baskıyla karşılandığı; eğitim ve sağlık gibi en temel haklarının ellerinden alınmaya çalışıldığı; TEKEL’inden TELEKOM’ una kadar sayısız kuruluşun talan edildiği süreçlerden geçti/geçiyor. Böylesi koşullardan geçerken halkın demokratik hak ve taleplerini miras kabul ederek bu mirası geliştirme ve büyütme kararlılığını göstermek daha bir önem kazanıyor. DHF bu bütünlük içerisinde toplumsal meselelere yaklaşmakta ve her türlü hak gasplarına karşı işçilerin, köylülerin, gençlerin, kadınların; Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin ve diğer ezilen, sömürülen sınıf, milliyet ve inançların ileri hak ve taleplerini desteklediğini, onları demokratik haklar mücadelesinin temel belirleyenleri arasında gördüğünü belirtir. DHF halkın demokratik hak ve özgürlüklerini savunurken bu hakları kazanabilmenin sesi ve soluğu olduğunu ilan eder.
DHF’ yi ortaya çıkarak koşullar Demokratik Haklar Platformunun deneyim ve tecrübeleri üzerine kuruldu
DHF, ülkemizde yaşanan siyasal- sosyal- ekonomik vb. sorunlara karşı yeni demokrasi mücadelesi yürüten bir kurumdur. Yeni demokrasi, özellikle bizim gibi ülkelerde, ezilenlerin özlemini çektiği bir dünyanın ve ülkenin ifadesidir. Yeni demokrasi, ekonomik olarak geri kalmış olan bizim gibi ülkelerde emekçi halkın yaşadığı sorunların tek çözüm yoludur. DHF’nin savunduğu demokrasi, sistemin çeşitli kesimlerinin ağzına doladığı demokrasi değildir. Günümüz demokrasisi, sistemi ve onun bir parçası olan hakim sınıfları temsil ederken; DHF’nin savunduğu demokrasi eski dünyanın üretim ilişkilerinin dışına çıkarak işçi ve emekçilere ait yarınları ifade eden “yeni tip bir demokrasiyi” temsil eder. DHF, ülkemizde yeni demokrasi mücadelesi veren bütün kurumları sahiplenir ve onların mücadele tarihlerini kendisine miras kabul eder. DHF, yeni demokrasi anlayışı çerçevesinde hareket eden kurumlar içerisinde özellikle Demokratik Haklar Platformu’nun (DHP) deneyim ve tecrübelerini inceleyerek ve bunları muhasebe ederek kullanacağı yol ve yöntemleri belirledi. Bundan kaynaklı federasyonumuzu doğru kavrayabilmek için DHP’nin ortaya çıkışına ve bugüne uzanan mücadele pratiğine bakmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.
Demokratik Haklar Platformu (DHP) 90′ların başında yükselen toplumsal mücadelenin demokratik haklar mücadelesi kapsamında ulaştığı ileri bir aşama olarak 1995 yılında kuruldu. DHP, ezilenlerin yükselen mücadelesini yeni demokrasi perspektifiyle birleştirme, kalıcılaştırma ve ileri taşıma hedefiyle hareket eden değişik kurumların bir araya gelmesiyle oluşturuldu. O zamana kadar bu kurumların parçalı yürüyen mücadelesi, DHP ile birlikte bir nebzede olsa birleştirilmiş ve daha derli toplu, planlı, programlı bir faaliyet çerçevesinde hareket etmeleri hedeflenmiştir. DHP’yi oluşturan kurumların ortak kaygısı ülkemiz ezilenlerinin maruz kaldığı her türlü yıkım politikasına karşı onları yeni demokratik bir mücadele zemininde birleştirme ve ezilenlerin özlemini çektiği bir dünya ve ülke yaratma mücadelesini kendi elleriyle yaratmalarını sağlamaktı. DHP’nin savunduğu yeni demokrasi mücadelesi, ezilenlerin bizzat içerisinde yer aldığı, kendi inisiyatiflerini geliştirdikleri ve bu yolla kendilerine ait ülke-dünya yaratma mücadelesinin belirleyeni oldukları bir zemindir. DHP bu hedefe ulaşma noktasında birçok adım attı. Kendi dönemi içerisinde hatırı sayılır faaliyetler örgütledi. DHP’nin yakaladığı bu çıkış 90′ların sonundan 2002 yılına kadar gerileme eğilimi gösterdi. Bu tablonun ortaya çıkışında toplumsal mücadelenin genel olarak kan kaybetmesinin büyük etkisi bulunmaktadır. DHP açısından da bu genel tabloyla birleşen kimi hatalar bulunduğunu kaydetmek yerinde olacaktır. DHP bu dönem içerisinde esasta atıl kalmış ve belirlediği hedeflerin gerisine düşmüştür. Yeni demokrasi güçlerinin 2000′lerin başında yakaladığı ileri aşama DHP’yi de etkiledi ve DHP geçmiş dönemin eksiklerinden doğru dersler çıkararak 2002 yılında yeni bir atılım süreci başlattı. 2002 atılımıyla birlikte DHP örgütsel bir toparlanma sağladı ve bu güne kadar uzanan zaman diliminde birçok ilde ve bölgede örgütlendi.
Aradan geçen 13 yıllık zaman dilimi içerisinde DHP ülkemizde verilen demokrasi mücadelesinin gelişimine ciddi katkılar sunmuş ve gelinen süreç itibariyle önemli bir kitle tabanına ulaşmıştır. DHP işçi ve emekçilerin, köylülerin, kadınların, gençlerin, kimliğinden ve inancından dolayı çeşitli baskılara maruz kalan Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin ve diğer kesimlerin yanında olmuş, gücü oranında kamuoyu yaratmaya çalışmıştır. DHP’nin ortaya çıkışı, gelişimi ve yarınlara uzanan mücadele pratiği, ezilen-sömürülen tüm kesimlerin yaşadığı sorunlara cevap olma ve alternatifi bu kesimlerle birlikte üretme üzerine kurulmuştur. DHP, demokratik haklar mücadelesinde kitle inisiyatifini açığa çıkarmaya özen göstermiş, kitlelerden öğrenmeyi esas alarak toplumsal sorunları yine kitlelerle birlikte göğüsleme çabası içerisinde olmuştur. Çünkü ezilenlerin maruz kaldığı baskı ve sindirme politikaları ancak ve ancak bu sorunların muhatapları tarafından yürütülecek birleşik ve örgütlü bir mücadele hattıyla aşılabilir. Kitlelerin desteklemediği, kendi haklarına sahip çıkmak için mücadele etmediği hiçbir alanda kalıcı başarılar elde edilemeyeceğini geride kalan yılların derslerinden öğrendik/öğreniyoruz.
DHP, kitle inisiyatifini öne çıkarırken sadece muhalefet etmekle yetinmez; aksine insanlığı nihai kurtuluşa taşıyacak yeni demokratik bir kültürü ve mücadele hattını geliştirmeye çalışır. DHP, bizim gibi ülkelerde böylesi bir mücadele hattının uzun, zorlu ve dolambaçlı yollardan geçtiğini/ geçeceğini bilir ve ona göre hareket eder. Değişen, gelişen toplumsal koşul ve mücadeleye göre kendisini yeniler. Günün ihtiyaçlarına cevap olacak yeni yeni araçlar yaratır.
Demokratik Haklar Federasyonu(DHF), DHP’nin tarihsel deneyimlerinden öğrenerek demokratik haklar mücadelesini geliştirme kaygısı gütmektedir. İnsanlığın bin yılları aşan mücadele pratiği demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinin aynı amaca yönelen bin bir araçla desteklenmesi gerektiğini öğretir. DHF, Demokratik Haklar Platformu’nun deneyimlerini çıkışının temeli olarak görür. DHP’nin deneyimleri olmasaydı DHF’ yi ortaya çıkaran koşullar yaratılamazdı. Bundan kaynaklı DHF çıkışını, bugünleri var eden ve demokratik haklar mücadelesini bu evreye taşıyan ezilenlerin isimsiz kahramanlarına ve onların yarattığı mücadele geleneğine ithaf eder. DHF bu engin tecrübelerden kalkınarak demokratik haklar mücadelesinin halkın somut talepleri ekseninde gelişmesi ve güçlenmesi için çalışacaktır. Emperyalizmin dünya halklarına karşı giriştiği saldırıların yaşamımızın her alanına nüfuz ettiği böylesi bir dönemde, DHF’nin varlık gerekçelerini anlayabilmek dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri doğru okuyabilmekten geçiyor. DHF programını bizzat kitleler içerisinde var etme, kitlelerden öğrenme ve öğretme kararlılığındadır. DHF kuruluşunu böylesi bir süreçle tamamlayacaktır.
Demokratik hak ve özgürlüklerimiz için DHF’ de örgütlenelim yeni demokrasi mücadelesini yükseltelim
Demokratik Haklar Federasyonu İstanbul (Anadolu ve Avrupa), İzmir, Uşak ve Ankara Demokratik Haklar Dernekleri’nin bir araya gelmesiyle kuruldu. Bu birliktelik tek tek yerellerde yürüyen faaliyeti daha merkezi bir yapıya kavuşturma, demokratik haklar mücadelesini geliştirme ve ülkemizin değişik yerlerinde de federasyonumuza bağlı kurumlar yaratma kaygısıyla oluştu. Çünkü DHF kendisini belirli illerle ya da faaliyet alanlarıyla sınırlı görmemektedir. Böylesi bir algı daha başlarken faaliyetin belirli sınırlara hapsedilmesini, yerelci ve bölgeci kimi algıların gelişmesini tetikler. DHF, ülkemizin mevcut sosyo- ekonomik yapısından kaynaklı ezilen- sömürülen milyonların çeşitli sorunlar yaşadığını görür ve kendisini ezilenlerin talepleri ekseninde var olan bir mücadele aracı olarak değerlendirir. DHF ve DHF’yi oluşturan derneklerin yegâne kaygısı; merkezileşmiş, planlı, programlı bir faaliyet örgütleyerek yeni demokrasi mücadelesini ülkemizin her köşesine yaymaktır. DHF’yi örgütleme çerçevesinde gelişen bir yıllık süreç, farklı bölgelerde pratik faaliyet içerisinde olan fakat merkezi bir önderlik dâhilinde hareket etmeyen güçleri merkezileştirme ve federasyonumuz çatısı altında birleştirme olarak özetlenebilir. Federasyonumuz daha tartışma süreçlerinde “merkezileşme- yerelleşme ve kitleselleşme” olarak ifade ettiği kısa- orta ve uzun vadeli hedefleri arasında yer alan merkezileşme yönelimini tamamlamıştır.
DHF, yeni demokrasi güçlerinin ve mevcut bileşen derneklerinin önceki pratiklerini değerlendirdiğinde şu sonuca varmaktadır: Yeni demokrasi güçleri emekçi halkın günlük yaşamına müdahale edecek, onları pratik süreç içerisinde geliştirecek ve ilerletecek sürekliliği sağlanmış kurumlar yaratamamıştır. Halk kitleleriyle “sol” arasında var olan uçurumun nedenlerinden bir tanesinin de kitlelerin sorunlarıyla ilgilenecek ve çözüm yollarını kitlelerle birlikte adımlayacak kurumsallaşmış bir yapının yokluğu olduğu görülmelidir. 90′lı yılların başında gelişen- güçlenen toplumsal mücadele o dönemin koşulları içerisinde halkın demokratik hakları için mücadelede çeşitli kurumlar ortaya çıkardı. Bu kurumsal çabalar o dönem çeşitli kazanımlar elde edilmesine önemli katkılar sundu. Fakat 90′ların sonlarına doğru toplumsal mücadelenin gerilemeye başlamasıyla birlikte, sistem bu hakları bir bir geri almaya başladı. Nihayetinde emekçi halkımızın zorlu mücadelelerle kazandığı hakların bir çoğu geri alındı ve bu durum çıkartılan gerici yasalarla “sağlamlaştırıldı”. Sistem bu alanda varlığını sağlamlaştırma gayretini, yeni demokrasi mücadelesi içerisinde yaratılan değer ve kazanımları savunmayı dahi “suç ve suçluyu övme” kapsamına alacak kadar ileri götürdü. Ezilen kesimler için “örgütlenmenin” dahi suç ilan edildiği günümüzde, demokrasi güçleri “sınırlı” bir alana sıkıştırılmış durumdadır. Sistem bu sınırlı haklara dahi tahammül edememektedir. Bu tahammülsüzlük önümüzdeki dönemlerde kapsamlı saldırılara dönüşecektir. DHF tam da, sistemin çok yönlü saldırılarının savuşturulması, demokratik haklar için mücadelenin yükseltilmesi ve bu tarihsel gelişim içerisinde kitlelerle yeni demokrasi güçleri arasına giren uçurumun giderilmesi için kurulmuştur. DHF, gerileyen toplumsal mücadeleyi gerçekleştireceği örgütlenme hamleleriyle ve siyasal kampanyalarla kitlesel bir harekete dönüşmeyi hedeflemektedir. Bu hedeflere ulaşabilmek kullanılan yöntem ve araçların doğru tespit edilmesinden geçer. “Kitlelere gitme”, “kitleleri örgütleme” söylemi doğru olmakla birlikte; tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Önemli olan bu genel yönelimle birlikte kitlelerin hangi yol, yöntem ve araçlarla örgütleneceğinin belirlenmesidir. Aksi her yaklaşım kitlelerin kendiliğinden örgütlenmesini beklemektir. Söylemde bilimsel pratikte ise anti- bilimsel bir hatta sürüklenmektir.
Emperyalistler dünya genelinde ve ülkemizde uşakları aracılığıyla onlarca yıkım politikasını bir bir hayata geçirirken toplumun bütün kesimleri bu saldırılardan nasibini alıyor. Kitlelerin yaşadığı sorunlar bu kadar derin ve yakıcıyken yeni demokrasi güçleriyle kitleler arasında olan uçurumu nasıl açıklamak gerekir? Dahası bu uçurumu nasıl aşmak gerekir? Geride kalan mücadele pratiğinin sonuçları üzerinden değerlendirdiğimizde bu sorunun yanıtını doğru veremediğimiz ortadadır. Evet, dün de sıklıkla söylendiği gibi “kitlelere gideceğiz”. Fakat bu sefer DHF gibi somut bir araçla gideceğiz. Halkın sorunları ve refahıyla ilgilenerek yeni demokrasi mücadelesini halkın günlük yaşamına sokmayı hedefleyen bir yöntemle ve pratik içerisinde bir birini tamamlayan onlarca yolla. DHF, açlık, yoksulluk, yolsuzluk, imha, inkâr, asimilasyon gibi sayısız baskı unsuruyla karşılan emekçilerin hakları için mücadele edecek. Halkın olduğu her alanda örgütlenmeyi temel görevleri arasında sayacak. Ama bunları yaparken yeni demokrasi güçlerinin geçmiş deneyimlerinden hareketle, kitlelerin bizi tanıyabileceği, bize karşı sarsılan güvenini omuz omuza bir mücadele içerisinde tesis edeceği kurumsallaşmış bir yapı yaratmayı ihmal etmeyeceğiz. Bugüne değin en temel sorun “kitlelere gitme ve örgütleme” söyleminin somuta indirgenememesiydi. DHF, halkın demokratik hakları için mücadelede kitlelerin taleplerini dikkate almanın zorunluluğunu vurgularken bu zorunluluğun varlık gerekçesi olduğunu ilan eder.
DHF’nin, gerçekleştireceği çalışmalar paralelinde yeni yeni katılımlarla gelişip- güçleneceği inancındayız. DHF’nin ülkemizin farklı bölgelerinde faaliyet yürüten derneklerin bir araya gelmesiyle oluşması bu inancımızı güçlendiren temel dayanaklarımız arasındadır. Çünkü her bir derneğimiz genel gelişmeleri kendi yerelinin ve bölgesinin çelişkileri ekseninde ele alarak bir dizi çözüm politikası üretecek ve nihayetinde merkezileşen politika her bölgeyi kucaklayan bir muhteva barındıracak.
Dünyada ve ülkemizde gelişen çeşitli olaylar, önümüzdeki süreçte ezilenlerin çeşitli yıkım politikalarıyla yüz yüze kalacağını gösteriyor. DHF böylesi bir süreçte ortaya çıkarken kendisini ulusal kimlikler, milliyetler ve inançlar zemininde değil; ülkemizde yaşayan çeşitli ulus, milliyet ve inançtan halkların omuz omuza sürdüreceği sınıfsal bir özle ele aldı. DHF, ezilenlerin ancak sınıf temeli olan bir mücadele içerisinde özgürleşebileceğini; uluslar, milliyetler ve inançlar üzerindeki baskı ve asimilasyonun bu yolla ortadan kalkabileceğini savunur. Dünya kapitalist- emperyalist sistemi bizim gibi ülkelerde ezilenleri çeşitli kutuplara ayırarak onları daha rahat kontrol altında tutmaya çalışır. Bunun örneklerine geride kalan yıllar içerisinde çokça tanık olduk Ülkemizde yaşanan güncel gelişmelere baktığımızda yapılmak istenenleri rahatlıkla görebiliriz. Ülkemiz emperyalist politikalar ekseninde, inanç ve kimlik temeli olan birçok çatışmanın içerisine sürükleniyor. Türk- Kürt çatışması, laik- anti laik kutuplaşması, Alevi- Sünni ayrımı ve bu içerikte yaratılan birçok çatışma emperyalizmin, ülkemizde, Ortadoğu’da ve dünyada giriştiği saldırılar göz önüne alındığında gerçek anlamını buluyor. DHF, genel politikalarını ülkemizin özgünlükleriyle birleştirerek, ezilenleri yeni demokrasi mücadelesi içerisinde birleştirme ve ilerletme iddiasındadır. DHF programı ve çalışma tarzı bu iddianın cisimleşmiş şeklidir.
DHF, ezilenleri kendi sorunları etrafında bir araya getirmeyi hedefler. DHF, her türlü ulusal ve etnik ayrıma karşı mücadele eder ve bütün milliyet ve inançların ayrım yapılmaksızın eşit haklara sahip olması gerektiğini savunur. Ülkemiz kimlikler ve inançlar ekseninde yaşanan çeşitli sorunlara tanık oldu/ oluyor. Başta Kürtler olmak üzere Ermeniler, Aleviler ve toplumun farklı kesimleri çeşitli baskı ve sindirme politikalarıyla karşı karşıya kalıyor. Çeşitli ulusların, milliyetlerin ve inançların yaşadığı bizim gibi ülkelerde bu sorunlar her zaman güncelliğini korur. Çünkü ülkemiz köylünün yaşadığı sıkıntıların aşılmadığı bir ekonomik yapıya sahiptir. Ezilen kimlik ve inançların varlığı köylülüğe dayanan mevcut ekonomik yapının sonuçlarıdır. Bu sorunun özü emperyalistlerin ve uşaklarının “pazar” kavgasıdır. Milliyetçi- şoven yaklaşımlar bu kaynaktan beslenir. Mevcut sosyo-ekonomik sistem bu yolla bir taraftan ezilenlerini çeşitli kategorilere ayırıp birbirine düşmanlaştırırken diğer taraftan yeni yeni siyasal-sosyal ve ekonomik saldırı araçlarını devreye sokuyor. DHF bu kesimler arasında yeni demokrasi bilincini geliştirmenin, emperyalizmin dünya çapında hayata geçirmeye çalıştığı ayrımcı politikalara karşı en etkili mücadele yöntemi olduğunu savunur. Yeni demokrasi bilinci halkların birliğini ve mücadelesini yükseltme yolunda olmazsa olmazdır. Bu bilincin gelişmediği alanlarda işçi ve emekçiler ezen- ezilen çelişkisi etrafında değil; uluslara ve kimliklere dayalı çelişkiler ekseninde “örgütlenmeye” girişir. Böylesi bir tarz günümüz dünyasında, niyetlerden bağımsız olarak emperyalistlere ve onların ülkemizdeki uzantılarına hizmet eder. DHF, ezilen kesimlerin taleplerini önemser, bu talepleri eşit düzlemde ele alır ve ezilenleri omuz omuza bir mücadele etrafında birleştirmeye çalışır. DHF ancak bu yolla milliyetçi- şoven algının değişebileceğini ve ezilenlerin birbirine güven duyarak mevcut sorunların kaynağı olan sosyo- ekonomik yapıya karşı mücadele edebileceğini savunur.
Çeşitli ulus, milliyet ve inançlara mensup emekçi halkımız,
Sistem her geçen gün yeni saldırı araçları geliştirmektedir. Bu yöntemlerle ezilenlerin örgütlenmesi “suç” kapsamına alınmakta ve bu yöndeki çabalar çeşitli saldırıların hedefi olmaktadır. Çünkü örgütlenen ve kendi sorunlarını çözmek için harekete geçen bir toplum, ezenler için, tarihin her döneminde tehlike oluşturmuştur. Hâkim sınıfların “suç ve suçluyu övme” gibi gerici yasalarla ezilenlerin mücadele tarihini ve değerlerini suçlu ilan etmesi ve kitlelerin örgütlenmesini suç kapsamına alması ezenlerin binlerce yıllık korkularının ifadesidir. Sistem bu saldırılarla, işçi ve emekçilerin zorlu mücadelelerle kazandığı demokratik hak ve özgürlükleri geri almaya çalışıyor. İşçilerin, köylülerin, memurların, gençlerin, kadınların; Kürtlerin, Ermenilerin; Alevilerin ve toplumun değişik kesimlerinin karşı karşıya kaldığı saldırılar bu kaynaktan beslenmektedir. Sorunları yaratanlar ortaktır. Dolayısıyla sorunların çözümü ancak ve ancak sorunları yaratanlara karşı birlikte mücadele etmekle mümkündür. DHF, çeşitli ulus, milliyet ve inançlara mensup emekçi halklarımızın ortak mücadele mevzisidir. DHF, sistemin kimlik, inanç ve dar grup eksenli “böl- parçala- yönet” politikalarına karşı yüz fikrin kendisini özgürce ifade ettiği; her ulusun ve inancın eşit haklara sahip olduğu; ezilenlerin bu bilinçle aydınlandığı ve mücadeleye tutuştuğu yeni demokratik bir ülke yaratma düşünün bir parçasıdır.
Toplumsal mücadeleler tarihi kendi geleceği için ayağa kalkan örgütlü bir halkın önünde hiç bir şeyin duramayacağını gösteren sayısız dersle doludur. Emperyalizmin dünya halklarının mücadelerinini “sonuçsuz, boş uğraşlar” olarak yansıttığı bir dönemde, Nepal halkının yeni demokrasi mücadelesi, ezilenler açısından yeni bir dünya yaratma düşünün “imkânsız” olmadığını; ezenler açısından ise örgütlü halkın yaratacağı “tehlikeleri” gösterdi. DHF, yaşanan sorunların ancak ezilenlerin örgütlü mücadelesiyle çözüleceğine inanır. Bunun ötesinde bir yol ya da çözüm olmadığına inanır. DHF mücadelesinin merkezine ezilenleri ve onların taleplerini koyar. Bu yönelim ezilenlerin günlük yaşamlarında karşılık bulduğu oranda anlam kazanacak ve ezenler dünyasına karşı bir seçenek olarak kendisini hissettirecektir. DHF’nin programatik görüşleri uzun, zorlu ve dolambaçlı yollardan geçerek ezilenlerin etkin bir mücadele aracına dönüşecektir. Onun için;
DHF, işçi ve köylüleri yeni demokrasi mücadelesinin temel belirleyenleri olarak değerlendirir ve bu kesimler içerisinde örgütlenmeye özel önem verir. DHF, sistemin çeşitli siyasal- sosyal- ekonomik saldırılarına maruz kalan işçileri ve köylüleri, demokratik hakları için mücadele etmeye ve bu mücadelenin ürünü olan DHF’ de örgütlenmeye davet eder.
İşçi ve köylüler dışında kalan toplumun farklı kesim ve katmanları da (gençler, kadınlar ve diğer ezilen- sömürülen kesimler) ülke gerçeğiyle doğru orantılı olarak çeşitli sorunlar yaşamaktadır. DHF bu kesimleri kendi talepleri ekseninde, DHF çatısı altında örgütlenmeye davet eder.
DHF, Türklerin hâkim ulus konumundan dolayı gelişen Türk milliyetçiliğine ve bu çerçevede gelişen her türlü milliyetçi- şoven algı ve saldırıya karşı çıkar. Bütün uluslara, milliyetlere ve inançlara eşit haklar tanınması gerektiğine inanır. DHF; bu saldırıların odağında olan Kürt ulusunun, çeşitli milliyetlerin ve inançların haklarını savunur. Bu konudaki her türlü gerici, anti-demokratik uygulamaya karşı mücadele eder. DHF bu kesimleri ortak sorunları etrafında örgütlenmeye ve bu sorunları ortadan kaldıracak yeni demokratik bir kültürle donanmaya davet eder.
DHF, doğayı tahrip eden ve insanlığın yaşam alanlarını önemsemeyen mevcut siteme karşı bütün duyarlı kesimleri çatısı altında birleşmeye davet eder.
Ülkemiz mücadele tarihinin geride kalan yılları içerisinde gerek demokrasi güçlerinin eksiklerinden gerekse de kişilerin belirli kaygılarından kaynaklı birçok kişi mücadele alanlarının dışında kaldı/ kalmaya devam ediyor. Hemen her yerelde geniş “küskünler” topluluğunun varlığı böyle okunmalıdır. DHF, kişileri mücadelenin dışına iten nedenlerin üzerine gitmektedir. Federasyonumuz, bu kişilerin birçoğunun pratik mücadele içerisinde olmasa dahi duruşundan taviz vermediğini gözlemlemektedir. Bundan kaynaklı bu kişilerin halkın demokratik hakları için verilen yeni demokrasi mücadelesine önemli katkılar sunacağına inanıyor ve bu dostlarımızı, koşulları dâhilinde DHF’ de örgütlenmeye ve yetersizlikleri birlikte aşmaya davet ediyoruz.
DEMOKRATİK HAKLAR FEDERASYONU
MERKEZ YÖNETİM KURULU
30 Eylül 2008